• DOLAR
    5,7629
    %0,22
  • EURO
    6,3846
    %-0,10
  • ALTIN
    272,18
    %-0,25
  • BIST
    7,5712
    %-0,04
Suriye denklemi

Suriye denklemi

Suriye denklemi ile ilgili bir kaç anekdot aktarmak istiyorum
Arap Baharı senaryosunun sahaya sürülmesi ile 20 yıl önce Irak’ın Kuzeyinde yaşananların daha vahim bir şekilde Suriye de yaşanacağı Türkiye açısından ayan beyan ortadaydı.

Krizin patlak verdiği ilk zamanlarda da Güvenli Bölge Çözümü Türkiye için masadaki en önemli seçeneklerden biri olarak durmaktaydı.

Ancak Türkiye’nin böylesine önemli bir harekatı yapamayacak olmasının önünde başka parametreler olmasına rağmen iki gerekçe vardı ve bu elimizi kolumuzu bağlıyordu

Birincisi ihanetin ve fitnenin kaynağı, devleti habis bir ur gibi sarmış olan FETÖ belası

İkincisi ise savunma sanayiinde dışa olan bağımlılığımızdı.

40 yıllık CIA, MOSSAD projesi FETÖ’nün Türk Milleti tarafından 4 saat içinde bertaraf edilmesi ile beraber bu yapının tüm kurumlardan temizlenmesi ve savunma sanayiinde yerlileşme oranının % 75 lere çıkması bu harekatı kaçınılmaz kılmıştır.

Suriye Kürtleri  ve Salih Müslim…

Suriye Kürtleri Irak’taki soydaşları kadar sosyal hayatın içinde yer alamamış Esad dönemi BAAS uygulamaları neticesinde toplumu dışına itmişlerdi.

Mesud Barzanı ve Celal Talabani etrafında iyi örgütlenen Irak Kürtleri PKK politikalarına alet olmamış gerekli mesafeyi korumuşlardı.

Aynı argümanlar Suriye Kürtleri için söylemek maalesef mümkün değil. Salih Müslim, Suriye’de Mesud Barzani’nin ve Celal Talabani nin Irak’taki misyonunu yüklenebilmiş olsaydı Suriye denklemi Türkiye için bu kadar zor olmayacaktı.

Aslında Türkiye bu şansı Salih Müslime verdi, ancak o Amerika ve PKK nın  dümen suyuna girip yıllarca TC Passportu ile Dünyayı dolaşan Mesud Barzani ve Celal Talabani’nin aksine, daha önce soydaşlarını defalarca kullanmış zamanı geldiğinde yüzüstü  ABD nin kollarına bıraktı.

“Salih Müslim’i Ankara’da kırmızı halıyla karşıladınız, şimdi ise terörist ilan ediyorsunuz” diyen çevrelerin bu detaya dikkat etmelerini öneririm.

50 yıldır Rejim tarafından insan yerine konulmayan, kimlikleri dahi olmayan Suriye Kürtleri, kendileri açısından dünya ya açılan kapı olan Türkiye’nin yanında yer almak yerine ABD, PKK ve kendi celladı olan Beşar Esad’a  yaklaşarak çok büyük bir yanlışa imza atıp, tarihi bir fırsatı kaçırmışlardır.

2003 yılında ABD ve PKK’nın direktifleri doğrultusunda kurulan PYD’ ile 1957 yılında siyaset sahnesine çıkan PDKS (Suriye Kürdistan Demokrat Parti) ve ondan ayrılan tüm partiler  gerekli mücadeleyi yapmayarak kaçan bu fırsattan birinci dereceden sorumludurlar.

Beşşar Esad ile görüşmek…

Türkiye Suriye’de ortaya çıkacak durumun vehametini bildiğinden oğul Esad ile iyi ilişkiler kurup, Arap Baharının yıkıcı etkisinin Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmaması için  büyük bir çaba gösterdi.

Başbakan ve Dışişleri Bakanı defalarca Esad ile görüşmeler yaptı hepimiz bunlara şahit olduk.

Türkiye Cumhuriyeti, Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulmaması için Esad’ın gereken demokratik adımları ivedilikle atması gerektiğini her platformda dile getirdi.

Fakat Türkiye’nin bu çabaları beyhude çabalardı ve sonuç değişmeyecekti.

Ne demek istediğimizi Suriye ile ilgili bir kaç veri paylaştığımızda sizler de göreceksiniz.

Suriye’de ki iktidar mücadelesi etnik yapıdan ziyade mezhepsel bir yapı üzerine bilinçli bir şekilde bina edilmiştir.

Bu günkü yapının ortaya çıkmasının yegane sorumlusu ise bölgeyi yıllarca sömüren Fransa’dan başkası değildi.

Suriye’de nüfusun dağılımı:

% 78′ i Sünni

% 10’u  Nusayri (Arap Alevi’si)

% 8’i Hristiyan

% 4’ü diğer

İşte Suriye’yi 50 yıldır yöneten Esad ailesi nüfusun % 10′ nunu teşkil eden Nusayri kesimindendir.

1982 Şubatında  Hama Kentinde 30.000 binden fazla insanı katleden Baba Esad’ı oğlu aratmamış ve Suriye bugünkü içler acısı duruma düşmüştür. 12 milyon insan yerinden yurdundan ayrılmış mülteci konumuna düşmüş, bir milyondan fazla insan ölmüştür.

Bugün Esad’ın Suriye’de hiç bir etkinliği yoktur.

Beşşar Esad Rusya ve İran devlet başkanları düzeyinde değil temsiliyet açısından bölgedeki Rus ve Pers Generalleri ile aynı seviyededir. Ve hatta daha alt düzey kabul görmektedir.

Bir Rus Generalının Protokolde Beşşar Esad’ı kolundan tutup geriye doğru  çekmesi bunun en bariz örneğiydi.

Şimdi özellikle her fırsatta Esad ile görüşün diyen CHP lilerin bu taassubu O’nun Arap Alevi’si olması ile bir alakası olabilir mi diye düşünmeden edemiyorum.

Kalın sağlıcakla.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar