• DOLAR
    5,7629
    %0,22
  • EURO
    6,3846
    %-0,10
  • ALTIN
    272,18
    %-0,25
  • BIST
    7,5712
    %-0,04
Şirk; Affı olmayan tek günah (2)

Şirk; Affı olmayan tek günah (2)

Şirk konusuyla ilgili 30 ekim 2019 tarihli ilk yazımızda; herşeyde olduğu gibi, şirke de götüren şeyin; nefs, para, pul, servet, kısaca çıkar ve menfaate olan zaaf ve tutku olduğunu vurgulamak istedik. Bir kısım sorular yönelterek okuyucuya bir ufuk turu atmasını amaçladık.
*
Şimdi konuya derinlemesine girme zamanı.

İslam’ın gelişinin temel nedenlerinden biri; Şirk’i (eş koşmayı, ortak koşmayı, yardımcılar tutmayı) kökten yok etmek, kaldırmaktır.
İnsana bunu öğretmek için Allah, Tevhid’i (Tek Olan Allah İnancı’nı ) beyan etmiştir.
Kainatın tek hakim ve sahibi ortaklıktan, yardım ihtiyacı hisseetmekten münezzeh olan Allah’dır.  Bizim inandığımız Allah bunlardan müstağnidir. Mekke’de dikilen 300’ün üzerindeki put bu nedenle yok edilmişti.
*
İslam’ın amacı, insanı dünya ve ahirette mutlu etmektir.
Bir yerde ortak, yardımcı varsa; orada çok başlılık, terör, anarşi, kaos, çekişme, rekabet olur.

Orada huzur, sukün ve mutluluktan bahsedilemez.
*
Şirk; ‘psikolojik ve psikiyatrik’ boyutu da olan bir hastalıktır.
Allah’a eş ve ortak tutulan birşey varsa, bilinmeli ki; burada psikolog veya psikiyatr’a mutlak ihtiyaç vardır. En azından o kişilerin, akli dengelerinin yerinde olup olmadığının kontrol edilmesi lazımdır.
*
Kendisini Müslüman bilen Müşrik’in (eş, ortak koşan), efendisinde Ulühiyet (Allah’lık Vasıfları) olduğunu sanması, tıbben sağlıksız bir beyine işaret ettiği kadar, onun bu hale gelmesine sebep olan velisi, efendisi asıl müsebbip ve asıl hasta olandır. Çünkü; onun bu hale gelmesi durup dururken olmamıştır.
*
Bir parantez açarak bu yazıdan maksat ve gayenin ne ve kimler olduğunu açıkça belirtmek lazım:
Okuduğunuz yazıyla bir grup, topluluk, cemaat, özel veya tüzel herhangi bir şahıs, zümre, tarikat veya şeyh, mürşid, efendi kastedilmemektedir.

Toplumu “veba mikrobu’” gibi kuşatan, bizce; bir hastalık olan şirk batağını dillendirmek ve insanlarımızı uyarmaktan başkaca amacımız yoktur.
*
Normal hayatımızda hep şahit oluruz ki, insanlar kendilerini çaresiz hissettiklerinde;
“Yetiş ya Ali, yetiş ya Pir, yetiş ya Hızır vb…” gibi, bir yerlere sığınma, birilerinden medet umma ihtiyacını vurgulayan çok sözler sarfederler.
Ne o ?  Hızır yetişip, ceza sahasına indirilen topu gol mü yapacak ? demek geliyor içimizden.
*
Allah, “…Biz ona (insana) şah damarından daha yakınız.” (Kaf Suresi – 16) buyurarak, bize en yakın olanın kendi Zatı Ulühiyyeti olduğunu bildirmesine rağman beyhude arayışlar neden ?
*
Burada çok şey söylenebilir… Ama, Allah Peygamberleri’ne dahi vermediği başkalarını kurtarma yetkisini, kudretini, peygamber de melek de olmayan Hızır’a mı verecek yani ? demekle yetinelim.
Bu nasıl bir inanış, nasıl bir itikattır ?
Bu durum apaçık şirktir.
Kur’an’da; şirkten başka günahların affedilebileceğini haykıran aşağıdaki ayete dikkat çekmek isteriz:
“Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse hakkında bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.” (Nisa Suresi – 48)
*
Sayın okuyucunun Hızır için, Ahmet için, Mehmet için nasıl bir kuvvet ve kudret telakki edildiğine dikkatini çekmek isterim (!)

Aciz bir kul üzerine yüklenilen misyonu kendinizce tanımlayınız lütfen.
Çoğu zaman kabir ziyaretlerinde iyi niyetlerle “Ey Allah’ım, bu mezarlıkta yatanların yüzü suyu hürmetine beni/bizi afv eyle (!)” diye yapılan dualardan çıkan sonuç; burada yatanlar olmasa bizim duamız kabul olmaz, duamız bir şeye yaramaz şeklindedir.
*
Bazı kitaplar; “Hz. Ömer’in, bir gün beraberindekiler ve Hz Abbas ile yağmur duasına çıktığını, Hz Ömer’in; Abbas’ın elini tutarak “Ya Rabbi, bu Peygamberin amcası Abbas’ın mübarek elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver” diye dua ettiğini gerekçe göstererek; “büyük zatlar aracı edilerek dua edilebileceğini” kaydederler.
Halbuki, Kur’anı Kerim: “Dua, ancak Allah’a yapılır.” derken, ikinci bir ihtimali belirtmeyi (haşa) unutmuş muydu acaba ?
*
Şirk, dini kitaplarda “açık ve gizli” diye iki çeşit olarak gösterilse de daha çok çeşit ve şekilleri var. Peygamberimiz, bu bağlamda “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Allah’a ortak koşmalarıdır. Ben güneşe, aya ve puta tapacaklarını söylemiyorum. Fakat Allah rızası dışında yapılan amelleri ve gizli arzuları kastediyorum.” buyurur.
Puta, aya, güneşe, yıldıza, ineğe tapmak açık şirk ve Allah’ı düpedüz  inkardır.
*
İslam Ümmeti’ndeki günümüzün şirk hastalığı, tam da Peygamberimizin “korktuğu” gizli şirk cinsindendir ve tehlikeli olan da budur. (Furkan Suresi – 43)’te ” Kendi heves ve arzularını mabud edinen (Bayağı arzularını tanrılaştıran) kimseyi gördün mü ?…” şeklinde bu konu net olarak beyan edilmiştir.
*
Bayağı arzular; heva, heves, enaniyet, nefis veya ego duygusundan başka şekilde izah edilemez.
Nefsin istekleri olabildiğince şehveti tatmin ile maddi ihtirası tatminden başka bir şey değil.
Burada kişinin ruh sağlığı yanında ihlas ve samimiyetle yoğrulmuş dini bilgi bütünlüğü de önemli rol oynar.
*
Anlaşılacağı üzere, ego tatmini; riyakarlık, gösteriş tüm amel ve davranışlarda Allah’dan başkasına yönelmek, Allah’dan başkasından lütuf ve takdir beklemek şeklinde olur.
Yani, amellerde, davranışlarda Allah’ın rızası yerine başkalarının rızasını beklemektir.
İşte nefsin bu beklentileri insanı zaman içinde şirke  yöneltir.
*
Hep duyarız;
” Şeyhimizin gölgesi yere düşmüyor… Bizim efendi, ellerini bir kaldırdı, savaş durdu… Şeyhimiz aynı anda birkaç yerde göründü…” (Türkiye, Almanya, Amerika)  vs.
Bu ve benzer saçmalıkları izah için “Şeyh uçmaz, mürid uçurur.” denmiştir.
Oldukça uzun, uzun olduğu kadar da derin olan konumuz aslında burada bitmez. Ancak ana hatlarını çizmiş olduk.
*
Uçan, kaçan bu efendiler herşeye çare ve imdad oluyorlar da; nedense günümüzün ulusal veya uluslararası problemlerine el atıp, himmet ederek bizi kurtarmıyorlar..!
*
Şair, içinde bulunulan olumsuzlukları sunarken, sormuşlar:
-Niçin hep şikayet ediyorsun ?
-Cevap olarak: “Heyhat ! Ben nevaib-i eyyam-ı inlerim.”
(şikayet etmiyorum, içinde yaşadığımız musibetleri dile getiriyorum.” demiş.

Son söz; bu gidişle İslam Dünyası daha çok kan ve göz yaşı döker…

Selam ve sevgi ile.

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar