Dolar 9,2213
Euro 10,7519
Altın 529,09
BİST 1.433
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
18°C
Parçalı Bulutlu
Per 18°C
Cum 19°C
Cts 19°C
Paz 18°C

ON’DA 10’un Konuğu: Metin Külünk

ON’DA 10’un Konuğu: Metin Külünk
A+
A-
05.01.2020
ABONE OL

ON’DA 10 Röportaj köşemizin konuğu: İş ve Siyaset insanı, Ak Parti 24, 25, 26. dönem İstanbul milletvekili Sayın Metin Külünk

On konu başlığımıza samimi on cevap veren röportajımızı keyifle okumanızı diliyoruz.

istanbulunsesi.net1. TÜRKİYE; Türkiye son 20 yılda kendini misli ile katlamıştır. 20 yıl öncenin Türkiye’si ile bugünün Türkiye’sini kıyasladığımızda her açıdan inanılmaz bir ivme görüyoruz. Ekonomi, siyaset ve askeri alanda kısa zamanda çok işlerin başarıldığı bir süreci yaşıyoruz. Kuşkusuz ki bu süreçte Türkiye’nin yaşadığı tehditler ve darbe girişimleri olmasaydı belki bugün çok daha fazlasını konuşuyor olacaktık. Buna rağmen, başardıklarımızı sıralayınca yine de ortada muazzam bir gelişme görüyoruz. Bugün, küresel pazarda söz sahibi olmaya doğru ilerliyoruz. Yerli otomobil birilerinin kimyasını bozdu çünkü bu teknolojide şu an inovasyon noktasında liderliğe oynuyoruz. Aynı şekilde insansız savunma araçları ile de dünyanın en iyi teknolojisine sahibiz. Yakın gelecekte inanıyorum ki Türkiye bu ilerlemeyi çok daha farklı alanlara da yayacaktır. Artık yola çıkılmıştır. Milletimizin, millileşme noktasındaki özlemi ve desteği görülmektedir. İnanıyorum ki millet ve devlet birlikteliği, Türkiye’yi kısa zamanda gelişmiş ekonomiler ligine yükseltecektir. Bununla birlikte, bölgede de giderek artan bir Türkiye etkisi var. Bugün, Suriye’de, Libya’da ve Doğu Akdeniz’de yaşananlara 100 yıllık bir perspektifle bakmak gerekiyor. Burada koyduğumuz tavır, Türkiye’nin uzun vadeli menfaatlerini dikkate almaktadır. Bu süreci kısa dönemli siyasi muhaliflik üzerinden okumak ya cehalettendir ya da kasıtlıdır. Türkiye gelecek 100 yıla hazırlanıyor. Jeopolitik konumunu korumak ve sürdürmek zorundadır. Bunun için ne gerekiyorsa da yapar. Savunma sanayinde atılan cesur adımlar da bunun bir parçasıdır. Biz önce kendi gücümüzün ve potansiyelimizin farkına varacağız. Türkiye büyük Devlettir.2. KÜRESELLİK; Küreselleşmenin tanımını artık 1990’ların hatta 2000’lerin kavramlarıyla açıklamak yeterli değildir. Yani bugün sadece şirketler değil, insanlar da küreselleşiyor. Ekonominin küreselleşmesi sürecini sosyalleşmenin küreselleşmesi takip ediyor. Bir de küreselleşmeyi nasıl okuyoruz? Burada iki temel noktada giderek yükselen bir gerilim var. Dünyada ulus devlet yapısını sürdürmek isteyen ülkelerle, şehir devletleri oluşturmaya çalışan bir gücün mücadelesi var. Garip olan, ülkeleri şehirlere bölmeye çalışan sermayelere ulus ev sahipliği yapanlar bir takım devletlerde. O zaman şu sonuca ulaşıyoruz; dünyada birkaç ülke bütün bir dünyayı yönetmek için her bölgede ayrılıkçı unsurları destekliyor. En bilinen örneği Suriye’de PYD/PKK/DAEŞ; Bize düşen kendi penceremizden küreselleşmenin tanımını yapmaktır. Küresel durgunluk, yeni bir ekonomi paradigması doğurur mu? Çin İpek Yolu, Denizleri bypass eder mi? Yapay zeka küresel istihdam sorununu artırır mı? Bunların iyi analiz edilmesi gerekiyor. Dünya nüfusu hızla çoğalıyor, sermaye giderek daha az aktörlerin elinde birikiyor. Küresel açlık, yoksulluk, sefalet, çatışmalar, hastalıklar..vb. gibi sorunlar neden sona erdirilemiyor? Küresel barış kimlerin işine gelmiyor? Dünyada iki büyük sektör olan silah ve finans sektörü, tamamen barışın ve gelir dağılımı adaletinin sağlandığı bir dünyada iş yapabilir mi? Elbette hayır. O halde bunları bu çerçevede iyice düşünmek gerekiyor. Küreselleşme kime göre neye göre? Kuzey memnun, ya güney? Güney yarım küre küreselleşmeden bence hiç memnun değil.3. AK PARTİ; Ak parti Türkiye’nin siyasi tarihinde bir dönüm noktasıdır.

Türkiye başlığı altında saydıklarım Ak PARTİ ile milletin bir olup başardıklarının adıdır.

Ak Parti doğrudan milletin Ankara’da iktidara taşınması ile iktidar gücünün milletin meselelerine millet merkezli bakış açısı ile çözüm bulunmasının adıdır. Bunlara, sosyal olanakları da eklersek ortada büyük bir hizmetin olduğunu görürüz. İnsanımız bundan 20 yıl önce kamu kurumlarında, hastanelerde, okullarda ve hatta sosyal alanda her türlü hakarete maruz kalıyordu. Devlet, memur, bürokrat, hastane, dediğiniz zaman asık suratlar, azarlayan bakışlar, kıyafetine, memleketine göre hor görmeler..vs. daha benzeri bir çok olumsuzluklar yaşanıyordu. Bugün, renginiz, şekliniz, görünüşünüz, kimliğiniz ne olursa olsun hiçbir kamu kurumunda böyle bir muameleye maruz kalıyor musunuz? Çok istisnai durumlar dışında ki böyleleri de artık toplum tarafından dışlanıyor zaten. Bu bir kere Ak Parti’nin bu millete en büyük hizmetidir. Anadolu insanı özgüvenini, mağrurluğunu ve hakkaniyetini bu dönemde kazanma fırsatını bulmuştur ve bundan sonra da kolay kolay kaybetmeyecektir. Tabi bütün bu kazanımlar için Sayın Cumhurbaşkanımızın her türlü şer odakları ile nasıl bir mücadele verdiğini de unutmamak gerekir.

Gelinen noktada Ak Parti, geçen onca seneye rağmen hala milletimizin tercihi noktasında ise bunun referansı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Milletimizin irfanı geniştir. Aklı derindir. Yükselen bir Türkiye sürecinde nerede duracağını gayet iyi bilir.4. İSTANBUL; İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biridir. İstanbul’un her açıdan korunmaya ihtiyacı vardır. Çevre, nüfus, imar, trafik, su, altyapı, depreme hazırlık..vb. gibi birçok konuda master plan ve uzun vadeli bir bakış gerekiyor. Örneğin Kanal İstanbul tartışması yapılırken, neden artan deniz ticareti trafiğini konuşmuyoruz? Yani bundan 10 yıl sonra bu trafik daha da yoğunlaşacak. İstanbul boğazı bu trafiği kaldırabilecek mi? O nedenle Kanal İstanbul projesine 2020’den bakamayız. 2030’dan bakmak gerekiyor. Bazı projeler 100 yıl hatta 200 yıl gibi çok uzun vadeleri dikkate alır. Değerlendirme yaparken bunları göz önüne almak gerekiyor. Ekonomik getirisini hesaplarken aynı zamanda neden Karadeniz’de bekleme süresini de söylemiyoruz. Yani bir geminin boğazdan geçiş için yoğunluğa göre beklediği bir gün için ödediği 20.000 Doları düşünün. Bu gemi şimdi bunu ödüyor 5 sene sonra 3 gün belki 4 gün beklemek zorunda kalacak. Yani hem binlerce dolar bekleme parası ödeyecek hem de malı geç teslim edecek. Ama Kanal İstanbul gibi bir transit geçişte herhangi bir bekleme ücreti ödemeden, ödemesini sadece geçiş için yapacak hem de mal gününde teslim edilecek. Siz, şirket olsanız hangisini tercih ederdiniz? Bu, sadece bir örnek. Kanal İstanbul birçok açıdan önemlidir.5. EĞİTİM; Eğitim konusunda maalesef sistemi değiştirmek yerine sistem üzerinde sürekli oynamakla uğraşıyoruz. Yani bu eğitim konusu bir türlü tam anlamıyla çözülebilmiş değil. Özellikle ilk ve orta öğretimlerde öğrenci öğretmen, yani usta-çırak arasında ebeveynleri soktular. Yani, öğrencinin ödevi var, öyle bir ödev ki öğrencinin yapması mümkün değil, anne baba yapacak, öğrenci öğretmene verecek. Hem maliyet hem anne babanın iş yoğunluğu hem de öğrencinin hazıra alıştırılması. Maalesef okullarımızda böyle bir alışkanlık oldu. Öğretmen, öğrenci ilişkisi, öğretmen ebeveyn ilişkisine döndü, öğrenci arada taşıyıcı gibi. Bu yanlış düzeltilmelidir.

Eğitim okulda verilir. Öğretmen ve Öğrencinin arasında kimse olmamalı. Ebeveyn ihtiyaçları gideren ve destek olan olmalıdır. Ebeveyn ödev yapan, proje yapan olmamalıdır. Bu konu çok önemli. Bugün bakıyoruz, öğrenciler değil, veliler yarışıyor. Ben daha güzel yaptım, ben daha pahalısını aldım, ben daha önce yaptım…vb. Çıkın okulları gezin gözlem yapın, göreceksiniz. Bu alışkanlığın bir an önce sona ermesi lazım. Çocuklar geleceğe hazırlanmalı.6. SİYASET; Türkiye siyaset için bereketli bir toprak. Bu topraklarda her renk kendisine temsil alanı bulmuştur. Anadolu ebrudur. Ancak milletimizin tarihinden gelen feraseti ve derin aklı, siyasete de yön vermede mazhar olmuştur. Yani kimse, bu milletin aklı ile alay edip ihya olmamıştır.

Bir de tabi siyasetten ne anladığınız önemlidir? Kimilerine göre siyaset bir koltuktan ibarettir ve onu almak için yapmadığı cambazlık kalmaz. Kimileri, makam peşinde bitap düşer ama geldiği ve onu oraya taşıyanlara karşı en küçük bir vefa hissi yüklenmez. Kimileri ise koltuğu bir yük, bir sorumluluk olarak görür. Oraya oturmanın omuzlarına yüklediği memleket meselelerinin muhasebesi ile hemhal olur.

Bunun dışında siyaset, bir koltuk davası değildir. Siyasetin duvarları olmaz. Siyaset sokaktan gelir, taban ister, dinamizm ister, insana dokunmak ister, selamlaşmayı bilmek gerekir, ceketinizin cebinde sorularla değil, çözümlerle dolaşmak ister, siz kaç kişinin gönlünde yer alabildiniz? Siz, kaç insanın sorununa çözüm olabildiniz? Siz bu memleket için neleri göze alarak, nelerden vazgeçerek, hangi ateş çemberlerinin içinden geçtiniz? Velhasıl, bizim anlayışımızda siyaset yürek ister.7. AİLE; Aile toplumun en temel yapı taşıdır. İlk eğitim, ilk bakış açısı ailede başlar. Türk aile yapısının bir geleneği vardır. Aileyi yaşat ki Devlet yaşasın düsturu bizim için bir prensiptir. Aile deyince sadece çekirdek aile değil, geniş ailenin de toplum düzeni için önemli rolleri vardır. Bugün dijitalleşen, küreselleşen ve bireysel yaşam tarzının yaygınlaştığı bir dönemdeyiz. Dolayısıyla bizi köklere bağlayan değerlerimizden de ister istemez uzaklaşma eğilimi gösteriyoruz. Kökler olmadan göklere eremeyiz. Aile köktür. Bireyin, bugünün dünyasında kalabalıklar içinde yalnız kalmamasında aile faktörünün önemini görüyoruz. Avrupa’da genç kuşakların durumunu az çok hepimiz biliyoruz. Anarşi de, suç da, bağımlılıklar da aile kurumunun zayıfladığı toplumlarda baş gösteriyor. O nedenle aile bizi bir araya getirmede ve toplumun dayanışma içinde yaşama kültürünü sürdürmede en önemli birimdir. Aile güç demektir. Bakın, Diyarbakır Anneleri’nin mücadelesine şahit oluyoruz. Hangi güç bunu yapabilir? Annenin gücü evladını dağdan indiriyor. Bu büyük bir olaydır. Burada neyi görüyorsunuz? Aile olmanın verdiği inancı ve iradeyi görüyorsunuz.8. GENÇLİK; Gençlik, bir ülkenin en büyük enerji kaynağıdır. Petrolden, doğalgazdan veya başka bir enerji kaynağından çok daha kıymetlidir. Gençliğin, yani bu enerjinin doğru alanlarda kullanılması, doğru tercihlere yönlendirilmeleri devletin geleceğini de garanti altına alır. Bilimle, ilimle, kültürle, teknoloji ile donatılmış bir gençlikle yapamayacağınız bir şey yoktur. Dolayısıyla gençlik som altındır. Nasıl işlerseniz öyle karşılık alırsınız. Gençlere ümit veriniz, imkan veriniz ve güveniniz.9. SERBESTÇE; Her şeyin başı inanmaktır. Biz Büyük Türkiye’ye inanıyoruz. Türkiye’nin küresel güç olma yolunda attığı adımlarının ve bu adımlara karşı yürütülen karartma çabalarının farkında olmamız gerekiyor. Etrafımızda kim varsa da bu denklemi anlatmak ve daha geniş alanlara yaymak gerekiyor, Recep Tayyip Erdoğan’ın mücadelesi Devletimizin devamlılığı içersinde bu devletin varoluş değerleri ile yükseliş mücadelesinin liderliğidir.Türkiye ile bütünleşmiş, milletin kaderi ile bütünleşmiş bir varolma mücadelesidir. Varolma mücadelesi, varlığını korumaktan öte varlığını büyütme ve genişleme olarak tarif edilmesi gerekir. Bugün, Avrupa Birliği, ABD, Rusya gibi güçlerin arasında Türkiye kendi sınırlarını aşan, her anlamda büyüyen ve üç kıtada siyasi etkinliğini sağlayan bir Devlet haline gelmiştir. Osmanlı coğrafyasında, siyasi olarak Türkiye’nin artan nüfuzu elbette Osmanlı’yı parçalayan zihniyetlere ters gelecektir. O yüzden kimse bu ülkelerden destek beklemesin. Biz, onlara rağmen büyüyeceğiz. Nasıl ki zamanında bizi Ankara’ya hapsetmek için yüklendilerse şimdi de yükleniyorlar. O dönemde nasıl ki Kuvay-ı Milli’ye ruhu ile karşılarına dikildiysek bugün de aynı ruh ile dikiliyoruz. Hamdolsun ki bu anlamda Türkiye çok büyük sınavlar verdi. Bu sınavlardan da bugünlere kadar geldi. Bundan sonra artık önümüze bakmak ve her birey her ferdin üzerine düşen ne varsa bu ülke için çalışmak lazımdır. Coğrafya bizim gözümüze bakıyor. Osmanlı’nın çekildiği topraklarda bizden sonra kan, gözyaşı ve savaş hiç dinmedi. Dolayısıyla sorumluluklarımız var.10. METİN KÜLÜNK; Varlığın yaratılış dinamizmini okumaya anlamaya çaba gösteren olmak.

Siyaset bizim için insan varlık ve yaratılmış olma ilişkisini idrak ederek en önemli değer olan Eşref-i Mahlukatın kalbine merahaba demek ve de bireyesel ve toplumsal meselelerine çare olabilmek çabasıdır.

Bu durmaz asla.

Şarta, makam mevkiye bağlı değildir.

Her insan bulunduğu alanda çekim gücü inşa eder.

Bunun adı EMİN olmaktır, EMİN olunanı bulmaktır.

O halde MK siyaset yapma biçimi şarta bağlı değildir.

Ve de durmaksızın devam ediyor.

Şimdi sokakta dün nasıl dinledi isek yine devam ediyoruz.

Dinliyoruz, anlıyoruz çözebilmek için gayret ediyoruz.

Ama ilgi ve alaka odaklıyız.

Çünkü biz kalbinde merhamet adlı çınar vardır muştusunun inanmışlarıyız.

Daha çok kitap okuyoruz.

Film izliyoruz dünya sisteminin açık ve örtülü kendisini sıla vurduğu filmler üzerinden düşünmeye çalışıyoruz.

Her sokakta dinleme, anlama, ilgilenme çözüm odaklı olma çabamız sürüyor, sürecek.

Spor yapıyoruz yürüyüş(ya şartlarında ve yüzme.

Arada vakit geldiğinde şiir ile buluşuyoruz.

Kitap okumadan asla olmaz çok şükür.

Aile devletimiz en değerli okumamız gereken kitabı.Konuğumuz Sayın Metin Külünk beye söyleyişi ve içtenlikli cevapları için çok teşekkür ediyoruz.

Metin Külünk Kimdir?

istanbulunsesi.net

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

  1. Recep EROL dedi ki:

    Metin KULUNK bey ile gundeme dair guzel bir soylesi olmus. Yilmayan kusmeyen liderine sahip cikan degerli agbimize tesekkur ediyorum. Ayrica eski yeni tum vekil ve baskanlara ornek olmasini diliyorum.
    “GEMININ TEK BIR KAPTANI VARDIR, GERISI MURETTEBATTIR. YUREGINDE TEK BIR SAHIBI VARDIR GERISI TEFERRUATTIR”. Ancak kaptanda bazen geriye bakip kaybedenleri taltif etmemeli.-Recep EROL