Dolar 8,6385
Euro 10,1451
Altın 487,20
BİST 1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Az Bulutlu
İstanbul
26°C
Az Bulutlu
Cts 29°C
Paz 26°C
Pts 31°C
Sal 27°C

Oluş ve Yok oluş (Kevin ve Fesad)

Oluş ve Yok oluş (Kevin ve Fesad)
A+
A-
21.12.2020
ABONE OL

Oluşum, “anlamlarında masdardır. Vücud, husul ve istikrar” kelimeleriyle eş anlamlıdır. Mükevvenat kelimesi de kevnden türetilmilştir. “Bozulmak, yok oluş ve çürümek” anlamlarında olan fesad kelimesi ise Kur’an’da ister bu şekliyle isterse de türevleriyle birçok yerde geçmektedir. 

Bu ayetlerdeki fesad kavramı, toplumsal dengenin bozulması anlamında salahiyetin karşıtı olarak defalarca kullanılmıştır. 

Kevn ve fesad Türkçeye “oluş ve bozuluş” olarak ifade edilse de bu terim İslam dünyasına antik Yunan eserlerin Arapçaya çevrilmesiyle oturmuştur. Aristo’nun (Peri geneseos kai fthora) adlı eserinin Arapçaya el-Kevn ve’l-fesad olarak çevrilmesi, kevn ve fesadın yaygınlığını artırmıştır. Ya‘kūb b. İshak el-Kindî, “Bütün gök cisimleri bulundukları konum itibariyle kevn ve fesadın sebebi ve yakın fâilidir; ancak bunun gerçek fâili veya sebebi hikmetiyle âlemi en güzel nizam üzere yaratan Allah’tır” der. 

Farabi ise bir eserinde kevni “birleşme veya birleşimi andıran bir oluşum”, fesadı ise “bozulma ve çözülme” olarak tarif eder. 

Başka bir eserinde ise maddenin yeni bir form edinmesine kevn, form kaybetmesine ise fesad denildiğini söyler. (Mesa’ilü Müteferrika, ed De’âva’l Kalbiyye) 

Yaşamımızı idame ettiğimiz bu alem şüphesiz ki bir kevn ve fesad alemidir. Sürekli olarak bir oluş ve yok oluş söz konusudur. Sabah-Akşam, Gençlik-Yaşlılık, kevn ve fesadın birer örnekleridir. 

Ama unutulmaması gereken en mühim şey şudur ki, Kevn ve fesad kendilerini oluşturmaktan ziyade bir yaradının emri itibariyle döngü içindedirler. Mükevvenatta her oluşum ve yok oluşum ancak Allah’ın emriyle olur. Kainatta ki her zerrenin hareketini sağlayam bu ilahi emir neticesinde oluşmaktadır. Fakat bu kevn olaylarını bir fesad takip eder, sonbaharın sönüş, akşamın bitiş, ihtiyarlığın ise  eritiş olduğu gibi.

Mevlâna kevn ve fesad hakkında şöyle der;

“Kevn hiledir, fesad nasihattir. Kevn der ki , ‘Gel bana bağlan ki ben latif gidişliyim.’ Fesad da der ki, ‘Git bana bağlan ki ben bir şey değilim.” 

Akil müslümanlar kevnin bir hile olduğunu bilip kanmazlar ve yok oluştan ibret alırlar. Bu alem ise daha güzel ve hoşnutların olacağı alemi kazanacak bir imtihan odasıdır. Her kemaliyetin bir zevali olduğunun farkında olmak, zahmetsiz alemi kazanmaya götürür bizleri. 

İslama hakkıyla baş koymuş kulların, kevnin fesadına fesadın da kevnine olan iltimasını haktan bilip, hakka giden birer varlık olduklarına imanı yüceltir mükevvenatı.

Kadiri mutlak Allah (c.c), kainatta ki her şeyi bir sebebe bağlamışken sebeplerden sıyrılmanın gayreti bizi fesadın karanlığına götürecektir. Bilakis kevniyetin aydınlığı sebebiyetin varlığında gizlidir. Nefeslenmek var olmak olsaydı eğer, var olan her şey nefese muhtaç olurdu. 

Gel gelelim İnsanoğlunun yaşamı nefsinde ki nefese değil varlığında ki yegane varlıkladır. Ne oluş ne de yok oluş bizi tanımlar aslında. Bizi tanımlayan en güzel terim “Kulluk”’tur. Yok oluş (fesad) bir dirilişse bizim için ne yok oluruz mükevenatta, ne de bozuluruz kevniyette. Yeterki gönüllerde iman ve teslimiyet olsun.

“Allah’ın yarattığı nesneleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri sağa ve sola dönmekte, Allah’a secde edip yere kapanmaktadır.” (Nahl 48)

“Burada tabiatın ilâhî iradeye boyun eğişine bir örnek olmak üzere basit bir olay gibi görünen gölgenin hareketine dikkat çekilmektedir. Gölgeyi sürekli hareket halinde bulunduran sonsuz güç, diğer bütün olayları da kesintisiz sürdürmekte, bütün oluş ve bozuluş (kevn ve fesad) bu iradeyle gerçekleşmektedir. 

İşte hakiki iman budur; yoksa Mekke müşriklerinin putları Allah’a ortak tanıması–bir Allah inancı söz konusu olsa bile–O’nun yanında başka güçler tanıyıp o güçlere Allah’ı, O’nun iradesini ve gücünü dışlayan işlevler yüklemesi makbul bir Allah inancı değildir.” (Kur’an yolu tefsiri Cilt 3, Sayfa 405)

Rabbim varlığını kendisiyle devam ettirenlerden eylesin.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.