• DOLAR
    5,7629
    %0,22
  • EURO
    6,3846
    %-0,10
  • ALTIN
    272,18
    %-0,25
  • BIST
    7,5712
    %-0,04
Halit KANAK
Halit  KANAK
halitkanak@istanbulunsesi.net
Malazgirt Zaferi ve Sultan Alparslan
  • 26 Ağustos 2019 Pazartesi
  • +
  • -

Bu yazımızda sizlere Malazgirt Zaferinin yıl dönümü münasebetiyle Malazgirt’i ve Büyük Komutan Sultan Alparslan’ı anlatmaya,yazmaya çalışacağım

Malazgirt Zaferinin 948’nci seni-i devriyesi kutlu olsun!

Malazgirt Zaferi ve Sultân Alparslan (26 Ağustos 1071)

Sultân Alparslan, 1063 yılında amcası Tuğrul Bey’in yerine büyük Türk Hakanlığının tahtına oturduğunda,Türkler Toros yamaçlarında ve Fırat kıyılarında at koşturuyorlardı.

Sultân Alparslan 1064’te Anadolu sınırına geldi kardeşi Melik Yakuti’ye verdiği emirle Van ve kalesi fethedildi.

1066’da Türk Kumandanlarından Gümüştekin,Nizip ve Adıyaman’a kadar geldi,Bizanslı General Aruantanos’un ordusunu bozdu generali esir aldı.

1067’de ise yine büyük Türk Generali Bekçioğlu Afşin Bey, Malatya’da yine çok üstün Bizans Ordusunu yenip Kayseri’yi aldı. Yetmedi Torosları aşıp Çukurova ve Kilikya’yı geçip,Halep önlerine geldi. Sultân Alparslan ise 1068’de Tiflis’i fethetti.

Bu fetihle Gürcülerin bir kısmı Müslüman oldu.

Bu akınlar üzerine Bizans İmparatoru büyük bir orduyla Anadolu’ya geçti.

Kayseri yakınlarına geldiğinde Afşin Bey’in Niksar’ı aldığını öğrendi. Sivas’a, oradan Maraş’a geldi gönderdiği öncü kuvvet İnal Bey tarafından bozulunca bizzat Haleb’e kadar gelip buraları vergiye bağladı.

İmparatorun güneyde olduğunu duyan Afşin Bey kuzeyden düzenlediği akınla Sakarya kıyılarına kadar geldi.

Pozantı’da bu durumu öğrenen İmparator çok kızdı. (Afşin Bey bu sarkmaları iki kere daha yapacak Ege, Konya ve Denizli’ye kadar inecekti.) Anadolu’yu taramasına rağmen Türk Akıncıları bulamadı, İstanbul’a döndü. 1069 ve 1070’de durum değişmedi akınlar devam etti. Sultân Alparslan amcası Tuğrul Bey’in alamadığı Malazgirt Kalesi’ni aldı, Diyarbakır’a geldi, Vezir Nizâmülmülk’ü Meyyâfârikî’ne (Silvan) gönderdi. Sonra Haleb’e geldi Arap mirdâsi hânedânından Haleb’i aldı sonra Fırat ve Dicle üzerinden Ahlat’taki üssüne döndü.

Bu gelişmeler karşısında çare arayan Bizans, güçlü ve dirayetli bir komutan olan Romanos Diogenes’i (Romen Diyojen) tahta geçirdi.

Türkleri Anadolu’dan atsın diye tahta geçirilen kudretli asker-komutan Romanos Diogenes,Roma İmparatoru sıfatıyla Türk Ordusunu imha etmek ve merkezleri konumundaki Rey, İsfahân, Hemedan’ı almak,işi kökünden halletmek için 13 Mart 1071’de yaklaşık 200 bin kişilik muazzam ordusuyla yola çıktı.

Hatta kafasında Suriye, Mısır, Irak’ı almakta vardı, buraları yönetecek valilerin atamasını yola çıkmadan yapmıştı.

İmparator’un hedefinde diğer yer ise,Türklerin eline geçen Bizans’ın doğudaki en güçlü kalesi Malazgirt vardı.

Malazgirt’e doğru yola koyuldu.

Ordunun ağırlıklarını binlerce hayvanın yanısıra beş bin atlı araba taşıyordu.

Devrin en gelişmiş pek çok silahının yanında 1.400 kişinin kullandığı büyük bir mancınık da vardı.

Kusursuz şekilde donatılmış 200 bin kişilik ordunun İstanbul’dan hareket ettiği haberini alan Sultân Alparslan, Halep’ten harekete geçmeden önce ordu komutanlarından rapor istedi. Önüne gelen raporların özeti;Anadolu’da Bizans’ın önemli askerî üsleri ve lojistik depolarının tahrip edildiği, Bizans Ordusu bozulursa Anadolu kapılarının ardına kadar açılacağı yönünde idi.

Raporu aldıktan sonra Bizans İmparatorunu karşılamak üzere doğuya hareket etti.

İmparator ise Sultân Alparslan’ın Halep’ten ayrıldığını duyunca Sivas’ta önce harp meclisini topladı, durum değerlendirilmesi yapıldı. İmparator,Türkleri çok iyi tanıyan generaller Josef Trakhaniotes ile Nikeforos Bryennios’dan raporlarını aldı.

General Bryennios öncü birliklerin başında güya Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği altın haç’ını taşıyordu.

Hafif süvariden oluşan öncü Türk Tümeniyle karşılaşılınca vuruşma kaçınılmaz oldu.

Bizans öncü kuvvetleri bozguna uğradı.

General Bryennios yaralı olarak İmparatorun yanına zor düştü.

Türk öncü tümeninin ele geçirdiği altın haç Sultân Alparslan’a gönderildi.

Sultân Alparslan bu arada, İmparatordan önce Malazgirt Kalesine ulaşmak için zorunlu yürüyüş emretmiş buda özellikle Fırat’tan geçerken önemli zayiatlara yol açmıştı.

Sonunda Malazgirt Ovasına ulaşıldı.

Aylardan ağustos, günlerden Cuma idi.

Malazgirt Ovasında yaklaşık 200 bin kişilik Bizans Ordusu,50 bin kişilik Selçuklu Ordusu karşısında çok kalabalık gözüküyordu.

Sultân Alparslan ordusunun başında cuma namazını edâ ettikten sonra secdeye kapandı namaz duâsını secdede yaptı.

“Yâ Rabbi. Seni kendime vekil yapıyor, âzâmetin karşısında yüzümü yere sürüyor, uğrunda cihâd ediyorum.

Ey Allah’ım. Niyetim senin rızânı kazanmaktır bana yardım et.”

Sonra üzerinde beyaz elbisesi olduğu halde beyaz atına bindi.

Bir nefer gibi dövüşeceğini göstermek için ok ve yayını bıraktı, yakın dövüş silahı olan kılıç ve gürzünü eline aldı.

Askerlerine döndü şöyle seslendi.

“Yiğitlerim! Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun,ben nefsimi Âlemlerin Rabbine adadım. Benim için şehâdet de,muzzafer olmak da bir saadettir. Allah (cc) zaferi nâsib ederse istikbâl bizimdir.”

Bu sözlerden sonra yüzünü Malazgirt Ovasında bekleyen Bizans ordusuna çevirdi,atını sürdü. Onunla birlikte inanmış ve adanmış bütün ordu ardından yürüdü.

Türk Ordusunda herkes ne yapacağını gâyet iyi biliyordu. Orduda,Kutalmışoğlu Süleyman Şah,kardeşi Mansur ve yine Sultân Alparslan’ın kardeşi Yakuti Bey, Artuk Bey, Afşin Bey’in yanısıra Sav Tigin,Ahmed Şâh, İnal Bey, Gümüş Tekin,Mengücek Bey,Dilmaçoğlu Mehmed Bey, Aslantaş Bey, Danişmend Bey,Tavtavoğlu Bey, Saltuk Bey, Uvakoğlu Atsız ve kardeşi Çavlı Bey,Tarankoğlu Bey gibi gözü kara yiğit komutanlar vardı.

Bizans Ordusunda merkezde İmparator, sol cenahta Aleates,sağ cenahta Nikeforos Bryennios, ihtiyatta Prens Andronikos vardı. 200 bin kişilik orduda Bizanslıların dışında Franklar,İskandinavlar, Almanlar,Normanlar,Slavlar, Gürcüler, Ermeniler,beşbin civarında ise Müslüman olmayan Peçenek ve Uz Türkleri vardı.

Vakit öğleyi geçeli iki saat olmuştu iki ordu birbirlerine iyice yaklaştılar. Vuruşma başlamaya ramak kalmıştı ki,Peçenek ve Uz’lar birden saf değiştirip, Bizans’ın muhteşem gücünü bırakıp (her dönem gücün yanında yer almaya çalışanlara duyurulur) kan kardeşlerinin tarafına geçtiler.

Sayıları azda olsa bu durum Bizans Ordusunun mâneviyatını kırmaya yetti.

Vuruşma,Türk Atlılarının müthiş şekilde ok taarruzuyla başladı, düşman pek çok zâyiat verdi ancak Bizans safları bozulmadı.

Bunun üzerine Sultân Alparslan hızla geri çekilme emretti

İmparator, Türklerin saldırı kâbiliyetini yitirdiğini sanarak kaçarcasına geri çekilen Türk Ordusuna saldırı emri verdi

Bir müddet sonra Selçuklu Hükümdarı Alparslan’dan beklenen işâret geldi;Bu “bozkır çevirme hareketi” işâretiydi

Bu işâretle Türk Ordusu hilâl şeklinde yayıldı ve Bizans Ordusu hilâlin içinde kalmış vede pusuda bekleyen ihtiyat kuvvetlerinin âni hücumuyla şaşkına dönmüş,vakit geçtikçede yavaş yavaş erimeye başlamıştı

Akşama doğru Türk kılıcından kurtulanlar topluluklar halinde teslim oluyordu.

Çılgınca dövüşen İmparator Romen Diojen bütün mâiyetiyle birlikte yaralı olarak esir alındı.

Yapılan anlaşmadan sonra (Urfa ve Antakya Türklere verilecek ayrıca ağır savaş tazminatı ödenecekti) İstanbul’a gönderildi.

Bu zafer karşısında Sultân Alparslan’a başta Halife olmak üzere yüzlerce tebriknâme gönderilmiş,kâsidelerle övülmüştür.

Komutanlardan Sav Tigin savaştan önce elçi olarak gönderildiği ve Bizans İmparatoru’nun”Sultânınıza söyleyin anlaşma şartlarını Rey’de yapacağım, ordumu İsfahân’da kışlatacağım, atlarımı Hemedan’da sulayacağım” demesi üzerine İmparatora şu cevabı vermişti. “Atlarınızın Hemedan’da kışlayacağından eminim, ama sizin nerede kışlayacağınızı bilemem” demişti.

Öylede oldu

1071’i takip eden yıllar büyük bir fetih hareketini beraberinde getirdi

Sultân Alparslan zamanında Hicâz bölgesi Türk Hâkânlığına bağlandı. Mekke ve Medine Şii Fâtımi’lerden temizlendi,yeniden Abbasi Halifesi ile Türk Hâkânı adına hutbe okunmaya başladı,Hac yolu emniyete alındı.

Şii Fâtımilere büyük darbe vuruldu, sindirildi.

Selahaddin Eyyûbi yaklaşık yüz yıl sonra bunun faydasını görecek Fâtımileri ortadan kaldıracaktı

Sultân Alparslan, 1072’de şehid edildiğinde 43 yaşını 9 ay 6 gün geçmişti. (Hâlife ilk defa bütün dünya Müslümanlarına başsağlığı dileyen resmi bir beyannâme yayınlamıştır.) 2.Büyük Türk Hâkân’ı olarak saltanatı 9 yıl 1 ay 18 gün sürmüştür.

Seferiye Hâtun ile evliydi yerine 17 yaşında büyük oğlu Sultân Melikşâh geçmiştir.

Sultân Alparslan’ın mezarını bulma çalışmaları,Alman arkeologların tarihi eser kaçırmaya çalışırken havaalanında yakalanmaları üzerine Türkmenistan Hükümetince bütün ruhsatlar iptal edildiği için yarım kalmıştır

Yeniden izin verilen arama çalışmalarına derneğimizin

(Türk Dünyası Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği) değerli akademisyenlerinden Fethi Ahmet Yüksel Hocamız bizzat içerisinde bulunmuş,fakat kendi ifâdesiyle “Atavatan Türkmenistan’ın Merv Vilayeti yakınlarında sahaya iner inmez sihirli bir el çalışmalarımızı durdurdu ne olduğunu anlayamadık”demiştir.

Buradan başta Dış işleri Bakanlığımız ve TİKA olmak üzere yetkililere sesleniyorum:”

Ayrıca ecdad dostu olan ve bu konularda özel hassasiyetlerini ve gayretlerini bildiğimiz Cumhurbaşkanımızdan hasseten konumuza öncelik diliyorum

Ceddimiz Sultân Alparslan’ın kabrini bulma çalışmaları için gerekli müracaatların yapılmasını ve birbirinden kıymetli arkeolog,  jeolog, zoolog ve sanat tarihçi hocalarımızın (Özellikle Macan Cuma Mescidi avlusunda) yeniden çalışmalara başlaması için görevlendirilmesini”hem bir Türk Dünyası sevdalısı,hemde STK temsilcisi olarak istiyoruz ve arzu ediyoruz inşallah!

Not:Malazgirt,Doğu Anadolu Bölgesinde,Muş ilinin 57 bin nüfuslu bir ilçesidir

Ovası,kalesi ve tarihi Malazgirt Meydan Muharebesi ile tanınmış bir ilçemizdir

İlçenin yüzölçümü 1534 km²’dir.

Nüfusu 58 bin dir.

Muş merkeze 137 km uzaklıktadır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM