Dolar 8,5466
Euro 10,1388
Altın 497,26
BİST 1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 36°C
Sıcak
İstanbul
36°C
Sıcak
Cum 38°C
Cts 30°C
Paz 32°C
Pts 33°C

Hüzünsüz ve salgınsız Bayramlar dileğiyle

Hüzünsüz ve salgınsız Bayramlar dileğiyle
A+
A-
20.07.2021
ABONE OL

Hüzünsüz ve salgınsız bayramlar dileğiyle…

Türkçe bayram kelimesi, Farsça ”Bezram” (bezm+ram) kelimesinden gelir ki manası ” neşe meclisi” demektir.

Arapça bayram için ”iyd” kelimesi kullanılır. ”Dönüş” manasına gelen avdet kökünden gelmektedir.

Her sene dönüp geldiği için bu adı almıştır.

Bayramlar sevinç günleridir. Neşelenmenin, meşru bir şekilde eğlenmenin, güzel giyinmenin, helâl ve güzel şeyler yeyip içmenin tavsiye edildiği günlerdir.

Bayramlar birlik ve dayanışma günleri, bir araya gelme, kırgınlıkları unutma, affedici ve merhametli olma, ihtiyaç sahiplerini gözetme, hatırlarını sorma, büyüklerin gönüllerini alma, küçükleri sevindirme, özellikle yetimlerin ve yoksulların gönüllerini ferahlandırma vesilesidir.

Hayatın tekdüzelikten çıkarılıp renklendirildiği günlerdir.

Halk arasında eğlenceli zamanlara “bayram havası” seyrek yapılan işler için “bayramda seyranda” veya “bayramdan bayrama” denir.

Aşırı sevinmek manasına “bayram etmek”,

kaba saba konuşanlar için de “bayramlık ağzını açtı.” denilmektedir.

Enes bin Mâlik’ten (r.a) rivayet edilmiştir ki;

“Peygamber efendimiz (s.a.v) Medine’ye geldiğinde halkın eğlence ile geçirdiği iki günü vardı.

Hz. Peygamber (s.a.v): “Bu iki günün özelliği nedir?” diye sordu. “Cahiliye döneminde o günlerde eğlenirdik.” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah cc sizin için o günleri onlardan daha hayırlı olan kurban ve fıtır (Ramazan) bayramlarıyla değiştirdi.” 

(Ebu Dâvut, salât, 239)

Buhari ve Müslim Hz. Âişe annemizin ( r.anha) küçükken yaşadığı bir hadiseyi naklederler: “Bir bayram günü Habeşliler mescidin avlusuna gelip mızrak oyunu oynadılar. Resûlullah (s.a.v) beni çağırdı. Doyasıya seyrettim.”

Yine aynı yerde geçmektedir: Hz. Ebu Bekr (r.a) kızı Âişe’ nin yanına girdiğinde, iki küçük cariyenin tef çalıp şarkı söylediğini gördü. Onlara serzenişte bulununca Efendimiz (s.a.v) “bırak ey Ebu Bekr, bayram günleridir!” buyurdu.

Bayram günleri oruç tutmak bile yasaktır.

Ramazan Bayramı’nın 1. günü Kurban Bayramı’nın 4 günü toplam olarak yılda 5 gün oruç tutmak haramdır.

Bir çoğumuzun dilinden klasikleşmiş olan “nerede o eski bayramlar” cümlesini duymak mümkündür.

Aynı cümleyi  dedelerimiz, babalarımız kullandılar.

Bizler kullanmaktayız.

Muhtemeldir ki bizden sonrakiler de kullanacaktır.

Bu belki de çocukluğumuzda yaşadığımız, tat aldığımız, sevinç duyduğumuz bayramların hazzını büyüyüp hayatın zorlukları ve çeşitli dertlerle, meşgalelerle karşılaşınca alamayışımızdan dolayıdır.

Bayramları bayram gibi yaşamaya, çocuklarımıza ve daha sonraki nesillere aktarmaya çalışmalıyız.

Ne yazık ki günümüzde bayram denince ilk önce akla tatil gelmekte, büyüklerimizi ziyaret etmek, hal hatır sormak, yüz yüze görüşmek yerine nasıl olsa telefonla bayramlaştık deyip bir de görüntülü görüşme imkânından da yararlandıysak bir an önce âdeta tatil beldelerine akın edilmektedir.

Zamanımızın çocukları bayramların güzelliklerini yaşayamamaktadırlar.

Bir çok şeyin sanalını yaşadıkları gibi bayramları da sanal olarak yaşamaktadırlar.

Bu arada yeni normal hayata geçtiğimiz günlerde günlük korona vakalarında dört binli rakamları görmüşken son günlerde günlük vakaların sekiz binlere yaklaştığına şahit olmaktayız.

Bayram sonrasını takip eden günlerde daha yüksek rakamları görmememiz için rehavete kapılmadan tedbirleri elden bırakmamalıyız.

Tebbirlere uymamanın kul hakkına girmek olduğunu akıldan çıkarmamalıyız.

Müslümanlar olarak her ne kadar bayramları sevinç günleri olarak yaşamaya çalışsak da, İslâm    coğrafyasının bir çok yerinde akan kan ve gözyaşının, İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulmün, ilk kıblemiz olan mescid-i Aksa’nın durumunun, Çin’in müslüman olan Uygur Türkleri’ne akıl almaz, vicdan kabul etmez, ahlâkî ve insanî ilkelerin hiç birine uymaz işkence ve asimilasyon uygulamasının, bunun yanında koronavirüs salgının verdiği sıkıntı ve hüznün sevinçlerimizi gölgelediği bundan dolayı bayramlarımızı buruk bir şekilde yaşadığımız da aşikârdır.

Ayrıca Hz. Ali Efendimizin (r.a) bir sözünü hatırlatmakta fayda olduğunu düşünmekteyim.

Şöyle ki: Hz. Ali’ye (r.a) sormuşlar “Bayram nedir?”,

“Günahsız geçen her gün bayramdır!” demiş.

Her müslümanın kendisine rehber edinmesi gereken muhteşem bir söz.

Kurban Bayramımızı tebrik eder, salgınla geçireceğimiz son bayram olmasını temenni ederim.

Kurban Bayramımızın milletimize, İslâm âlemine hayırlar getirmesini, insanlık için hidayete, barışa ve huzura vesile olmasını yüce Rabbimden niyaz ederim.

Selamlarımla.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.