Dolar 8,2584
Euro 10,0521
Altın 487,86
BİST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Açık
İstanbul
19°C
Açık
Sal 20°C
Çar 22°C
Per 25°C
Cum 25°C

Hamd ve Şükür

Hamd ve Şükür
A+
A-
20.04.2021
104
ABONE OL

Hamd sözlükte, “iyilik, güzellik ve erdemlilikle niteleme, övme manasına gelmektedir.

Şükür ise, kişinin kendisine yapılan bir iyiliği, verilen nimeti bilip, sahibine övgü ile mukabelede bulunması manasına gelir.

Şükür yüce Rabbimizin bizlere bahşetmiş olduğu nimetlere teşekkür mahiyetindedir.

Hamd ise, daha geniş kapsamlı olup, yaratılan her şey için, darlıkta ve bollukta, zenginlikte ve fakirlikte,hastalıkta ve sağlıkta her türlü halimizde yüce Rabbimizi övmektir.

Yüce Rabbimiz İbrahim suresi 7. Ayette “şükrederseniz, nimetlerimi artırırım, nankörlük ederseniz, azabım çok şiddetlidir.” diye buyurmaktadır.

Bundan dolayıdır ki bazı İslâm alimleri hastalık ve musibet halinde şükrü değil, hamdetmeyi tercih etmek gerekir tavsiyesinde bulunmuşlardır.

Şükür, tıpkı zikir ve fikir gibi mübahları sevaba çeviren bir ibadettir. Mesela Su içmek mübahtır, yani sevabı veya günahı yoktur. Fakat suyun hikmetlerini düşünerek, suyu vereni zikrederek, yani besmele ile suyu içtikten sonra şükrederek mübah olan bir işi mükâfatı olan bir ibadete dönüştürmüş oluruz.

Şükür Allah’a cc teşekkürdür.

En çok teşekküre layık olan elbette yüce Rabbimizdir.

Allah’a cc şükredilir.

İnsanlara teşekkür edilir.

Bize iyiliği dokunan insanlara teşekkürün Allah’a cc şükür olduğunu unutmamalıyız.

Peygamberimiz (s.a.v) ” insanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmiş olmaz”demiştir.(tirmizi, birr ve sıla: 35)

Elbette insanlara teşekkür ederken bütün iyiliklerin Allah’tan cc olduğunu hatırlayarak ”size ulaşan her nimet Allah’tandır cc.” (Nahl suresi, ayet: 53) bize hatırlatıldığı gibi bilip, anlayıp gereğini de yerine getirmeliyiz.

Şükretmek onurlu ve ahlaki bir tavırdır.

Şükredenler, mütevazi, yapıcı, olgun, olumlu ve iyimser insanlardır.

Yalnızca dil ile yapılan şükür, alt seviyede bir şükürdür.

Üst derecedeki şükür ise, her nimetin şükrünü, kendi cinsinden bir amelle yerine getirmektir.

Mesela âlimlerin şükrü ilmiyle amel etmek ve başkalarına da öğretmektir.

”Allah cc sana nasıl ihsan etmişse sen de öylece ihsan et.” ( Kasas suresi, ayet: 77) diye Rabbimizin emrettiğinin gereğini yerine getirmek lazımdır.

Zenginlerin şükrü, yardım ve infaktır.

Güzel ahlâk sahibinin şükrü de kendisindeki bütün güzelliklerin Rabbinin bir ihsanı olduğunu anlamak ve herkese güzel örnek olmaktır.

Sıhhatin şükrü, sağlıklı olan bedenimizi Allah’a cc itaatte kullanarak, isyandan kaçınmaktır.

Hastaların ve fakirlerin şükrü, sabırdır. İçinde bulundukları halin bir imtihan olduğunu idrak edip, teslimiyet ve rıza halinde yaşamaktır.

Sabreden fakir ile şükreden zengin ilâhî rızada aynı seviyededir.

Anlaşıldığı gibi dil ile şükürden sonraki şükür, ibadetlerimizi yerine getirerek, haramlardan uzak durarak, Allah’a cc itaat halinde bulunmaktır.

Her nimetin hakkını verebilmek için gayret göstermek, nihayetinde gerçek şükür, şükürden bile aciz ve noksan olduğumuzu yüce Rabbimize itiraf edebilmektir.

Hamdetmek daha geniş bir anlam ifade eder demiştik; Hacı Bayram Veli’nin (k.s) ” hoştur bana senden gelen, ya gonca gül yahut diken” demesi bu tecellileri fark ettiği içindir.

İnsanların birçoğu kahır içindeki lütfu veya lütuf içindeki kahrı ancak zamanla ve kendisi için büyük hadiselerin yaşanmasıyla görebilir.

Manen seçkin kullar için ilâhî tecellilerin hepsinde durum aynıdır. Rablerine karşı tavırları değişmez.

Onlar bilirlerki kahır içinde hamd haline devam etmek, daha büyük kahırlardan muhafaza ettiği gibi kahrın lütfa dönüşmesine de vesile olur.

Peygamber efendimiz (s.a.v)” elhamdülillâhi alâ külli hâl, sive’l- küfri ve’d- dalâl: küfür ve sapkınlık hariç, her durum için Allah’a cc hamdolsun.” diye dua etmemizi bizlere tavsiye etmiştir.

Maalesef günümüzde şükürsüzler çoğalmaktadır.

Şükredenler gittikçe azalmaktadır.

Günümüzde bazı kimselere şükürle, kanaatle ilgili nasihat edilse “insanların çoğu böyle yapıyor, böyle yapan bir tek ben değilim ki !” diyerek karşılık verirler.

Bütün mesele çoğunluğamı uyacağız, hakka hakikate mi?

Bir şeyin hakikat oluşu ona inananların sayısıyla değil, gerçek olup olmadığıyla alakalıdır.

Nimete karşı şükürsüzlük, inkâr ve nankörlüktür.

Günümüzde, hızlıca zengin olma, asla elindeki ile yetinmeme, kısa yoldan köşeyi dönmek anlayışı rağbet görmektedir.

O nimetin kadrini bilenler azalıyor, bilmeyenler çoğalıyor.

Maalesef fakir fukarayı düşünmeyen müslümanları görmek, İslam ahlâkından ne kadar uzaklaştığımızı anlamak için çevremize şöyle bir göz atmak yeterli olacaktır.

Şükürsüzlük insanı bencilleştirir.

Şükür insanı Rabbi ile, kaderi ile, kendisiyle barışık halde ayakta tutarken, şükürsüzlük insanı yakar, yıkar.

Hz. Ademden (a.s) beri şeytan insanların şükürsüz olmaları için çaba harcar.

İlâhî huzurdan kovulduktan sonra insanların yoluna oturup, onları doğruluktan uzaklaştıracağına yemin etmiştir. Bu amacını ”onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın” diye açıklamıştır.(Araf suresi, ayet: 17)

Şu hâlde şükürsüzler şeytana uyanlardır.

Şeytana uyup şükrü acizlik görenler ziyandadır.

Nihayetinde şükrün faydası Allah’a cc değil kuladır. Şükürsüzlüğün zararı da yine kulun kendisinedir.

Adem aleyhisselâm yaratılıp bedenine ruh verildiğinde ilk sözü elhamdülillah olmuştur.

Kur’an’ı Kerim’in ilk suresi olan Fatiha ” Elhamdü lillahi Rabbil âlemin” diye başlamakta olup, son suresi olan Nas suresi de ”de ki insanların Rabbine sığınırım” anlamındaki ayetle başlayarak son bulmaktadır.

Hikaye bu ya: yaşlı ve varlıklı biri özel bir hastaneye yatırılır.

Nefes almakta zorlanmaktadır.

Bir kaç gün oksijen tedavisi gördükten sonra taburcu edilirken kendisinden beş bin lira ücreti ödemesi istenince ağlamaya başlar doktorlar ve diğer görevliler, şaşkın bir şekilde “amca niye ağlıyorsun yoksa paran mı yok?” dediklerinde ” Allah’a cc şükür param var lakin siz benden bir kaç günlük bir oksijen ücreti olarak beş bin lira istiyorsunuz bana 75 yıl oksijeni bedava veren Rabbime bu nimetinin karşılığını nasıl ödeyebilirim diye duygulandım, ağlamamın sebebi ondandır.” diye cevap verir.

Rabbim bizleri hamdeden, şükreden kullarından eylesin.

Selamlarımla.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

  1. Ali şimşek dedi ki:

    Değerli büyüğümRecep SeymenAllah razı olsun yüreğine sağlık çok güzel konulara değiniyorsun sizi tebrik ederim.Ramazan’ı şerifiniz mübarek olsun