Dolar 8,6225
Euro 10,3501
Altın 502,31
BİST 1.431
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Per 24°C
Cum 26°C
Cts 27°C
Paz 26°C

Gül mevsimi

Gül mevsimi
A+
A-
01.06.2021
ABONE OL

Gül Farsça’dan Türkçe’ye geçmiş bir çiçek ismidir.

Gülün Arapça’daki ismi “verd” dir. Kuzey yarım küre bitkisi olan gülün kökeni Doğu Asya’dır. İlk olarak gül yağı ve gül suyunun İran veya Hindistan’da üretildiği, buradan Anadolu, Avrupa, Kuzey Afrika ve dünyanın diğer bölgelerine yayıldığı tahmin edilmektedir.

Gülün tarihi en az insanlık tarihi kadar eskidir. Gül; güzel kokusu, tıbbî değeri, şurup ve şerbet ve de bazı yiyeceklerde kullanılmasıyla beslenmedeki yerinden dolayı antik çağlardan beri efsanelere konu olmuş ve güzel kokunun peşinde olanlar için vazgeçilmez bir çiçek olmuştur. Hatta antik dönemde Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar için gül bahçeleri en az buğday tarlaları ve meyve bahçeleri kadar öneme sahip olmuştur. Rıhlet-ü İbn Battuta diye bilinen seyahatnamenin yazarı ve orta çağın en büyük seyyahı olan İbn-i Battuta Osmanlı’da Burdur, Afyon, Denizli, Edirne ve Erzurum yörelerinde gül tarımı yapıldığından bahsetmektedir.

İnsan hayatında çok özel bir yeri olan gül; aşkın, güzelliğin, sevginin ve saygının ifadesini en güzel bir şekilde bünyesinde toplayan bir çiçektir. Gül genellikle kırmızı, beyaz ve sarı renklidir. Mavi mor renkli olanları olduğu gibi çok az da olsa siyah renkli olanları da vardır.

Gülün kırmızı bir renk alması; güle aşık olan bülbülün dokunaklı ve güzel sesiyle aşkını ilan etmek için gül dalına konduğu anda sinesinin gülün dikenleriyle yaralanarak gül dibine akan kanının gülün kökleri vasıtasıyla çiçeğine ulaşarak kan kırmızısı bir renge bürünmesine vesile olduğu efsane olarak anlatılmaktadır. Fuzuli’nin Su Kasidesi’ndeki “İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile / gül budağının mizacına gire kurtara su” beyti bu inanışa telmihtir. Günümüzde gül denilince akla Isparta, Isparta denilince de gül gelmektedir.

Gülün tarihi çok eski olsa da Isparta’ya gelişi ve gül tarımının Isparta’da gelişmesi yaklaşık 1,5 asır öncesine dayanmaktadır.

Gülün Isparta’ya gelişi Müftüzade Gülcü İsmail Efendi vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Isparta’yı gül bahçesi haline getiren macera Bulgaristan’ın Kızanlık (Kazanlık) kentinde 1870’te başlamıştır.

O tarihlerde Kazanlık bir Osmanlı toprağıdır. Bulgaristan’a gülün getirilişi ve tarımı Osmanlı döneminde Balkanlar’a yerleştirilen Türkler tarafından olmuştur. Isparta’ya gülü getirip gül tarımının ve gül yağcılığının öncülüğünü yapan Gülcü İsmail Efendi Isparta’nın Yalvaç Kazası eşrafından Meydan Bey oğlu Mehmet İzzettin Efendi’nin oğludur. 1840 yılında Yalvaç’ta doğan İsmail Efendi 1915 yılının mayısında gül mevsimi zamanında vefat etmiştir. İyi bir medrese eğitimi alan İsmail Efendi müteşebbis ruhlu bir adamdır.

Hariciye nezaretinde (Dış işleri bakanlığı) görevli iken Kazanlık Vadisi’nde yetiştirilen güllere ve gül yağı elde edilmesine şahit olmuş, bu konu ile ilgilenmiş ve önemli bilgiler elde etmiştir.

Oraların havasının ve suyunun doğduğu topraklara benzemesi dikkatini çekmiş ve kendi topraklarında da gül tarımının yapılması arzusu içinde uyanmıştır. Lakin gül vadisinden gül tohumu ve gül çeliğinin dışarıya çıkarılması yasak olup sıkı bir denetimle de takip edilmektedir.

Bu sorunu da kendisinin hariciye mensubu oluşundan dolayı üstünün aranmayacağını düşünerek bastonuna ve ceketinin iç ceplerine sakladığı gül çelikleri ve tohumlarını düşündüğü gibi üstü aranmama imtiyazından faydalarak vadiden çıkarmış ve memleketi Isparta’ya getirmiştir.

Bu konunun öncülüğünü yapan İsmail Efendi ilk üç yılda istediğini elde edememiş hatta halk arasında küçümsenmiş ve boşa masraf yapıyor, çılgının biri diye alay edilmiştir. Bütün bunlara aldırmayan, dileğini gerçekleştirmekte azimli ve kararlı olan İsmail Efendi dördüncü yıldan itibaren emeğinin semeresini almaya başlayınca halkın dikkatini çekmiş ve bu işle uğraşmak isteyenlerin sayıları artmaya başlamıştır.

Bugün Isparta’nın gül yağı üretiminin dünya ihtiyacının %65ini karşılıyor oluşu, gül suyu ve gül yağı endüstrisinin önemli bir yere sahip oluşunda ve gül tarımının temellerinin atılışında İsmail Efendi’nin emekleri ve payı önemli ve oldukça büyüktür.

Bugün için gülden elde edilen gül esansı, gül lokumu, gül şerbeti, gül suyu, gül kremi, gül parfümü, gül kokulu hediyelik eşyalar, gül sabunu gibi çeşitli ürünlerin Isparta’nın ve yurdumuzun ekonomisine katkısı büyüktür.

Elde edilen gül yağlarının başta Fransa ve Amerika olmak üzere yurt dışında çeşitli ülkelere ihracatıyla yurdumuza döviz girdisi sağlanmaktadır.

Gülün milletimizin gönlünde ayrı bir yeri vardır.

Gül rumuz olarak Peygamber (s.a.v) Efendimiz’i sembolize ettiğinden milletimiz adeta güle sevdalıdır. Çeşitli sebeplerle okunan mevlid merasimlerinde ikram olarak gül suyu ve gül şerbeti sunulmaktadır. Bu esnada ve gül kokusu sürüldüğünde, gül koklandığında Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) salavatlar getirilmekte ve yad edilmektedir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) terinin gül koktuğu rivayet edilmektedir. Bugün mevlidlerde okunan Vesiletü’n Necât ismiyle meşhur olan eserinde Süleyman Çelebi bir beytinde “Terlese güller olurdu her teri hoş dererlerdi terinden gülleri ” diye bu rivayetlere işaret etmektedir.

Gül çeşitli özellikleriyle sevgilinin sembolü olarak kabul edildiğinden şairlere ilham olmuş bir çiçektir.

Gül Divan Edebiyatı yanında Türk Halk ve Tekke Edebiyatı’nın hemen hemen bütün çeşitlerinde kendine yer edinmiştir.

Gülün çeşitli özellikleriyle ele alındığı türkü, mani, deyim, ninni, ilahi, ağıt, atasözü, halk hikayeleri ve kıssalar bugün de halk arasında canlı olarak yaşamaktadır.

Rivayete göre Hz. Ali (r.a) son nefesini vermeden önce bir deste gül istemiş ve getirilen gülleri kokladıktan sonra ruhunu Hakk’a teslim etmiştir. Bundan dolayıdır ki Bektaşi’likte gül önemli bir sembol sayılmıştır.

Dirilişin şairi Mütefekkir Sezai Karakoç Gül Muştusu isimli eserinde gülün çeşitli özelliklerinden ve anlamlarından bahsetmektedir. Gülün ömrünün kısa oluşu bizlere insan ömrünün de kısa oluşunu hatırlatmaktadır. Halk arasında söylenen bir türküde de ” Bahçelerde saz olur, gül açılır yaz olur, ben yarime gül demem, gülün ömrü az olur ” diye bu konuya değinilmiştir.

Gül mevsiminin hasat zamanı mayıs ayının ortaları ile haziran sonu arasında gerçekleşmektedir.

Bazı durumlarda hasat zamanı temmuz ayının ortalarına kadar sürmektedir. Gül hasadı sabahın erken saatlerinde daha çok 05:00 ila 10:00 arasında öğleden önce gerçekleşmektedir.

Bundan dolayı öğleden önce dünyaya gelen kız çocuklarına gül toplayan manasına gelen Gülderen ismi, çuvallarla toplanıp fabrikalara getirilen güllerin öğleden sonra meydanlara serilmesinden ilhamla da öğleden sonra doğan kız çocuklarına Gülseren ismi, akşamdan sonra doğanlara ise Aygül ismi verilmektedir.

Müslüman olan milletimiz Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) ve güle olan sevdalarının bir nişanesi olarak kız çocuklarına isimlerinin önü ve ardına gül ekleyerek yüzlerce isim vermişlerdir.

Sebebi sorulduğunda cevapları; “gül ismi bize Peygamber Efendimiz’i (s.a.v) hatırlatıyor” olmuştur. Hakkında şiirler, romanlar, hikayeler, masallar ve efsanevi anlatmalar olan gülü kısa bir yazıya sığdırmak mümkün değildir.

Yazımızı Seyyid Nesimi’nin şiirinden bir bölümle tamamlamış olalım. “Gül alırlar gül satarlar

Gülden terazi tutarlar

Gülü gül ile tartarlar

Çarşı pazar güldür gül”

Yüce rabbimden gönüllerimizde gül ve Peygamberimiz’in (s.a.v) sevdasını daim etmesini niyaz ederim.

Selamlarımla.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.