Dolar 9,2213
Euro 10,7519
Altın 529,09
BİST 1.433
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
18°C
Parçalı Bulutlu
Per 18°C
Cum 19°C
Cts 19°C
Paz 18°C

Çocukluk Ahh!..

Çocukluk Ahh!..
A+
A-
05.02.2020
ABONE OL

Çocukluğum kendimi, kendi çocukluğumu anımsarken buldum. İlkokulu bitirmiştim ve ortaokula başladığım ilk haftaydı. 

Artık o siyah önlüklerden kurtulmuştuk, ortaokul için takım elbise giyecektik. 

Ben de babamın terzi olan ağabeyime benim için takım elbise yaptıracağını düşünüyordum. Heyecandan uyuyamıyordum. 

İlk defa takım elbise giyecektim. Sabırsızlıkla babamın beni terzi olan ağabeyime götüreceği günü bekliyordum. 

Ve o gün geldi. Babam “Haydi elbise alalım sana” dedi. 

Çok sevinçliydim. 

Yolda ilerlerken ağabeyimin terzi dükkânına gitmediğimizi fark ettim. Başka bir yere gidiyorduk. 

Heyecan, merak ve bir yandan da umutsuzluk her tarafımı kaplamıştı. Acaba babam beni nereye götürüyordu? 

Ne alacaktı bana? 

Arkadaşlarımın büyük çoğunluğu okul takımlarını terzide yaptırmışlardı. 

Babam ile birlikte varacağımız yere yaklaşınca evden çıkmadan önceki coşkum ve heyecanımın yerini büyük bir hayal kırıklığına bırakmıştı bile.

Babam beni el arabası ile elbise satanların bulunduğu yere götürmüştü.  

Ben uykusuz geçen bütün bir gece boyunca ağabeyimin alınterinden çıkma jilet gibi pantolon ve filinta ceketten oluşan gıcır gıcır takım elbisemin içinde, okulun bahçesinde caka satma hayalleri kurarken babam beni el arabasında elbise satılan bir yere getirmişti. 

Alt üst olan hayallerimle, boğazıma düğümlenmiş kırıklığımı bastırmaya çalışırken babamın keskin sesiyle irkildim “Şunu ver!” dedi satıcıya. 

O gösterdiği şey, bedenime büyük gelen, rengi solgun bir kumaştan özensizce dikilmiş, üzerimden adeta dökülen bir pantolon-ceket takımdı. Bizim o zamanlar Topkapı ya da Mahmutpaşa işi dediğimiz merdiven altında dikilen, ölçüleri ve dikişi son derece özensiz olan takım elbiselerdi bunlar.

O an ne kadar yıkılmış olduğumu anlatamam. 

Ağlamak istiyordum ama babamdan korkumdan ağlayamıyordum. 

Bu korku yüzünden uzun süre hep ağlamalarımı erteler, kendimle yalnız kaldığım zamanlarda ağlardım.

Bunları düşünürken, bugün çocukların en sevdikleri elbiseleri büyük bir sevinçle giydiğine tanık olmak beni öylesine mutlu etti ki bunu kelimelerle tarif etmem zor. Ama şunu diyebilirim; bu mutluluk ve sevinç tablosu bana çocukluğumun o acı veren anılarını unutturuyor.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.