Dolar 8,4773
Euro 10,0850
Altın 493,71
BİST 1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 36°C
Sıcak
İstanbul
36°C
Sıcak
Cum 38°C
Cts 30°C
Paz 32°C
Pts 33°C

Beka beka diyenler hukuk devletini yok etti

Ali Babacan, Antalya’da gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına 2 Temmuz Sivas Katliamı olaylarıyla ilgili üzüntülerini dile …

Beka beka diyenler hukuk devletini yok etti
A+
A-
02.07.2021
ABONE OL

Ali Babacan, Antalya’da gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına 2 Temmuz Sivas Katliamı olaylarıyla ilgili üzüntülerini dile getirerek başlayan Babacan, “Türkiye’nin alnına bu kara lekeyi sürenleri de lanetliyorum” dedi.

Gündemde ortaya çıkan iddialar hakkında da konuşan Babacan, iktidarı eleştirdi. “Tam bir menfaat şebekesinden bahsediyoruz.” diyerek iddiaları yorumlayan Babacan, şöyle konuştu, “Kendi aralarında kavga çıkınca bu pislikler ortaya çıktı. Kendi aralarında menfaatleri paylaşabildiklerinde gül gibi geçinip gittikleri dönemde bunların çoğundan insanların haberi yoktu. Görüyoruz ki maalesef, sabah akşam beka beka diyenler, hukuk devletini yok etmiş ülkede. Oysa ülkenin bekası hukukla, adaletle sağlanır. Türkiye Cumhuriyeti eğer baki kalacaksa, bu hukukla olur adaletle olur.”

Babacan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Ne yazık ki tarihimizde gurur duyduğumuz, haklı olarak övündüğümüz olaylar kadar bizi hüzne boğan olaylar da var. Madımak Katliamı da bu acı olaylardan birisi. Hiçbirimiz doğarken geçmişten gelen bu olumsuz yüklerle karşılaşmayı tercih etmezdik. Ancak geçmişten uzanan acıları dindirmek bizim elimizde. Yaşanan acıları susturarak değil, acıları anlayarak ve birbirimizle paylaşarak ancak bunu yapabiliriz. Bunlarla cesaretle yüzleşmeli ve bir daha tekrar etmemesi için çaba göstermeliyiz. Peki, bunun yolu nereden geçecek? Adaletten geçecek, hakikatten geçecek, toplumsal barıştan geçecek. Huzurlarınızda bu vesileyle Madımak Katliamı’ndan ardından adalet ve hakikat mücadelesi veren ailelere ve insan hakları savunucularına saygılarımı şükranla sunmak istiyorum. Böylesi felaketlerin bir daha tekrar etmemesi için her an çalışacağımızı da özellikle ifade etmek istiyorum.”

“90’LI YILLARDA DERİN ELLER MAALESEF İŞ BAŞINDAYDI”

“O yıllar, yani 1990’lı yıllar gerçekten ülkemizin üzerine derin bir karanlığın çöktüğü yıllardı. Laik ile dindar, sünni ile alevi, Türk ile Kürt bu kimlikler arasında kavga çıkarmak isteyen derin eller maalesef iş başındaydı. 90’lı yılları hatırlayan vardır bu salonda. Ülkemiz 1994 yılında ağır bir ekonomik kriz yaşamıştı. Siyasi istikrarsızlık bir türlü sonlanmıyordu. Sürekli toplumun sinir uçlarıyla oynanıyordu. İşte o karanlık tünelin ucu 28 Şubat zulmüne kadar uzandı. Bin yıl sürecek zulüm var deniyordu, o kadar uzun sürmedi. O günlerde vesayet rejiminin hevesleri kursaklarında kaldı. 28 Şubat paşalarının bin yıl sürecek dedikleri o devir şu anda tamamen tepetaklak olmuş durumda. O günün zorbaları, o günün baskıcıları, toplum üzerinde baskı kuranları kaybetti.”

“MENFAATLERİ PAYLAŞABİLDİKLERİNDE GÜL GİBİ GEÇİNİP GİDİYORLARDI”

“O günlerden bu yana gün oldu devran döndü. Bugün ise maalesef bambaşka bir baskı dönemindeyiz. Dün ezilenlerin onurlu mücadelesiyle ve desteğiyle iktidar koltuğuna oturanlar başkalarını ezmeye başladı. Maalesef Türkiye, kazanımların birer birer yakıldığı, suç örgütlerinin cirit attığı bir ülke haline getirildi yeniden. Menfaat çatışmaları başlayınca bir bir ortaya dökülmeye başladı bu pislikler biliyorsunuz. Şu son iki aydır bakın seri halinde yayınlanan videolar, açıklamalar, suçu bizzat işleyenler, suçun bizzat içinde olanlar, suça ortak olanların ortaya saçtığı ceraat. Siyasetçilerin, üst düzey bürokratların, suç örgütlerinin ve maalesef bazı medya mensuplarının da içinde olduğu şebekeler açığa çıkıyor. Tıpkı 90’lı yıllar gibi. Tam bir menfaat şebekesinden bahsediyoruz. Kendi aralarında kavga çıkınca bu pislikler ortaya çıktı. Kendi aralarında menfaatleri paylaşabildiklerinde gül gibi geçinip gittikleri dönemde bunların çoğundan insanların haberi yoktu. Görüyoruz ki maalesef, sabah akşam beka beka diyenler, hukuk devletini yok etmiş ülkede. Oysa ülkenin bekası hukukla, adaletle sağlanır. Türkiye Cumhuriyeti eğer baki kalacaksa, bu hukukla olur adaletle olur.”

“TEFERRUAT DEDİKLERİ HUKUK VE ADALET”

“Bunlar ikide bir beka beka diyor. Sıkıştıkları zaman bütün bu hukuksuzlar ortaya çıktığı zaman, ya bu devlet meselesiydi diyor. Kimse kusura bakmasın, her türlü hukuksuzluğu yapıp, yolsuzluğu yapıp bu ülkeyi neredeyse bir narko devlet pozisyonuna getirip, sıkıştıklarında bu pislikler ortaya çıktığında, ne yapalım devlet için bu diyorlar. Devlet için gereksizse hukuk dışına çıkılabilir. Mesele vatansa gerisi teferruattır diyor bazıları. O teferruat dedikleri var ya hukuk, adalet. Hiç kimse kusura bakmasın Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası hukukla adaletle sağlanır. Çeteyle, örgütlerle iş tutarak, memleketi uyuşturucu ticaretinin merkezi haline getirerek, dünyanın para aklama merkezi haline getirerek bu ülkenin bekası sağlanmaz kimse kusura bakmasın. Bu söylemleri sık sık tekrar edenlere dikkat edin. Çoğu bu pisliğin içerisinde. Onu kapatmak için beka beka diyorlar.”

“Bakıyoruz Avusturya’da göz altına alınan vatandaş hakkında başka bir ülkede tutuklama kararı var. Sebep, başka bir ülkedeki kara paranın Türkiye’de aklanmış olmasıyla ilgili iddialar. Düşünebiliyor musunuz, ülkemiz dünyanın kara parasının aklama merkezi haline gelmiş aynı zamanda. İnanın çok üzülüyoruz. Bugün BDDK yeni bir karar daha aldı. Şu konut sistemi var, herkes para yatırıyor sonra konut dağıtılıyor. Bununla ilgili yaklaşık 20 şirketi kapatma kararı aldı BDDK. Bunların çoğu ‘ponzi oyunu’ denen bir şey vardır iktisatta. Yani topladığınızı verirsiniz. Onu görünce insanlar daha çok para getirir ve arkasından da büyük bir çöküş olur ama asıl parayı da bu işi düzenleyenler kazanır. Daha geçenlerde kripto para borsalarıyla ilgili büyük bir mağduriyet yaşandı bu ülkede. Şimdi de bu yeni tür konut finansmanıyla ilgili yeni bir mağduriyet kapısı daha çıktı. Bunlar niye biliyor musunuz? Hukuk devleti olmadığı için. Devletin kurumlarının güçlü olmaması sebebiyle bu işler oluyor. Devletin bağımsız olması gereken kurumları, Merkez Bankası, BDDK, TMSF, SPK. Bunlar bizim kurguladığımız gibi bugün de bağımsız hareket edebilseydi. Acaba şu şirketle ilgili bir adım atarsam başıma bir iş gelir mi, acaba şu kuruluşla ilgili karar alırsam bunun hükümetle bağlantısı var da benim başım yanar mı diye bu kurumlar eli titreyerek hareket ederse bundan vatandaş mağdur olur. Yazık günah. Türkiye bir banker faciası yaşadı, 2001 krizinde 20 tane banka battı bu ülkede. Bütün bu olanlardan biz ders aldık, dünyadaki krizlerden ders aldık ve bizim ekonomi yönetiminin başında olduğumuz dönemde bu ülkede böyle bir mağduriyet yaşanmadı.”

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.