Dolar 8,5466
Euro 10,1388
Altın 497,26
BİST 1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 36°C
Sıcak
İstanbul
36°C
Sıcak
Cum 38°C
Cts 30°C
Paz 32°C
Pts 33°C

Asiltürk kılıçları çekti! Kongrede yönetim değişikliği istedi

Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk, kendi gözetiminde bir liste hazırlayıp kongre başkanlığına sunacaklarını ifade …

Asiltürk kılıçları çekti! Kongrede yönetim değişikliği istedi
A+
A-
16.06.2021
ABONE OL

Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk, kendi gözetiminde bir liste hazırlayıp kongre başkanlığına sunacaklarını ifade ederek, “Erbakan hocamızdan sonra, Saadet Partisinde görev yapan kardeşlerimiz, sâdece iktidarı tenkit etmekle yetindiler. Böyle olunca, ahlâki ve mânevî değerleri savunduğu için, Saadet Partisini destekleyenlerin desteği azaldı. Bu destek azaldığından dolayı, bir önceki seçimde Millet Vekili çıkaracak kadar oy aldığımız illerde, seçim işbirliği dolayısıyla baraj uygulanmadığı halde, aynı oyu alamadığımız için Millet Vekili çıkaramadık” dedi.

Twitter hesabı üzerinden mevcut yönetime eleştirilerde bulunan Asiltürk, gelecek kongrede alacakları kararlarla, Saadet Partisi’nin kuruluşundaki değerleri savunur hale geleceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

Hedefimiz huzur içinde yaşayacağımız bir dünya oluşturmaktır.

Ulaşmak istediğimiz hedefin önem ve değerinden dolayı, hoşgörülü, toparlayıcı ve yol gösterici olmamız gerekiyor.

Mü’minlerin kardeş olduklarına inandığımız için, kardeşler arasında iyi ilişkiler olmasını arzu ediyoruz. Siyâsi çekişmelerin oluşturduğu olumsuz ortamdan etkilenmeden, kardeşliğin oluşmasına ve gelişmesine çalışırız.

İnsanlara karşı hoşgörülü olmak, peygamberlerin ahlâkındandır. Peygamberimiz (a.s.) da insanlara şefkat ve merhametle davranmamızı emretmiştir. Müminler bu güzel ahlâka uyarlar.

Yeryüzünde birçok ülkede yaşayan Mü’minlerden farkımız, Allah’ın emir ve yasaklarına tam teslim olarak yaşamayı arzu etmemizdir.

“MİLLİ GÖRÜŞ AHLÂKİ VE MÂNEVÎ DEĞERLERE UYGUN OLARAK HAREKET EDER”

Bu şuur seviyesine ulaşabilmek için, önce nefsimizle cihad etmemiz gerekir. Ancak bunu yaptıktan sonra insanlara örnek olabilir, onlara doğru yolu gösterebiliriz.

Bize bunu nasıl yapacağımızı Allah (c.c) Kur’anı Kerîmde bildirmiş ve Resûlullah da (a.s) örnek uygulamalarıyla, hayatında bizzat yaşayarak göstermiştir.

Millî Görüşçüler, kendi arzu ve istediklerine uyarak değil, ahlâki ve mânevî değerlere uygun olarak hareket ederler. Eğer inandığımız gibi yaşamazsak, yaşadığımız gibi inanmaya başlarız. Hz. Ömer (r.a.) bu gerçeği çok güzel ifâde etmiş.

Mekkenin fethinden önceki dönemde o dönemin müşrik idarecileri, Peygamberimiz (a.s.)’a inanan isanlara zulümlerini artırınca, zulüm görenler, zâlimleri Allah’ın cezalandırması için Peygamberimiz den yardım istediler.

Peygamberimiz (a.s.) zâlimler aleyhine bedduâ etmeye başlayınca, Allah (c.c.), Âli İmran suresinin 128. âyetini indirdi. Âyette şöyle buyruluyor:

“Bu işte, (zâlimlerle ilgili olarak) senin yapacağın bir şey yoktur. (eğer tevbe ederlerse) Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder, ya da zâlim olduklarından dolayı onlara azap eder.”

Bu âyetin ışığı altında Millî Görüşçülerin görevi, hatası olanları kötülemek değil, onları uygun bir dille hak ve adâlete çağırmaktır.

Peygamberimiz (a.s.), insanlara şefkat ve merhametle davranmamızı emrediyor. Erbakan hocamız bunu çok iyi bildiği için konuşmalarında kırıcı olmamaya özen gösterir, dinleyenlerin akıl, mantık ve vicdanlarına hitap ederdi.

“SADECE İKTİDARI TENKİT ETMEKLE YETİNDİLER”

Erbakan hocamızdan sonra, Saadet Partisinde görev yapan kardeşlerimiz, sâdece iktidarı tenkit etmekle yetindiler.

Böyle olunca, ahlâki ve mânevî değerleri savunduğu için, Saadet Partisini destekleyenlerin desteği azaldı.

Bu destek azaldığından dolayı, bir önceki seçimde Millet Vekili çıkaracak kadar oy aldığımız illerde, seçim işbirliği dolayısıyla baraj uygulanmadığı halde, aynı oyu alamadığımız için Millet Vekili çıkaramadık.

Bir Siyasi Partinin başarılı olması için, inandığı gerçeklere hizmet etmesi gerekir. Bundan dolayı bizim öncelikli hedefimiz, toplumu ahlâki ve mânevi değerlere yönlendirmeye çalışması olmalıdır.

“TOPLUMUN MADDİ İHTİYAÇLARINI DA DİKKATE ALACAĞIZ”

Elbette toplumun maddî ihtiyaçlarını da dikkate alacağız. Ancak bunu yaparken Partiyi sâdece toplumun karnını doyurmaya çalışan bir parti gibi göstermekten de kaçınacağız.

Millî Görüşün partisini, diğer partilerden ayıran en önemli yönü, ahlâki ve mânevi değerlere bağlılığını ön planda tutmasıdır.

Buna dikkat etmezsek Erbakan hocamızın ifâdesiyle önce diğer partilerden biri gibi olur, sonra da yok oluruz. Şunu unutmamalıyız: Bize oy verecek olanlar, maddî imkânlar elde etmek için yanımıza gelenler değil, inancımıza saygılı olanlardır.

“SAADET KURULUŞUNDAKİ DEĞERLERİ SAVUNUR HALE GELECEK”

İnşaAllah, önümüzdeki kongrede alacağımız kararlarla, Saadet Partimiz, kuruluşundaki değerleri savunur hâle gelir.

Erbakan hocamız, insanların kalbine, akıl ve mantığına hitap etmeye, ömrü boyunca devam etti. Yöneticilerin yaptığı bir hatâ ve yanlıştan dönmelerini isterken “Bunlar bizim kardeşlerimizdir” diye söze başlardı.

Biz onların da iyiliğini istiyoruz. Ancak şu şu konularda hatâ ediyorlar. Şöyle şöyle yaparlarsa, daha doğru olur. Kendileri de kazanır. Millet de kazanır” derdi.

“ERBAKAN HOCAMIZ GİBİ DAVRANMAKLA MÜMKÜN OLUR”

Böyle konuştuğu için, hitap ettiği insanlar, tepki göstermezler, tam tersine saygı duyarlardı. Kamuoyunun desteğini kazanmak, Erbakan hocamız gibi davranmakla mümkün olur.

Etrafımızdaki insanlarda, bir hatâ ve kusur görürsek, o hatâ ve kusuru düzeltmeyi görev biliriz. Ancak, bu görevi yerine getirirken söze tenkitle başlar, suçlayıcı bir dil kullanırsak, konuşmamız dinleyenler üzerinde olumlu bir etki yapmadığı gibi,

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.