Dolar 8,6225
Euro 10,3501
Altın 502,31
BİST 1.431
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Per 24°C
Cum 26°C
Cts 27°C
Paz 26°C

Aktif iş hayatı için tercih: Periton diyalizi

Türk Nefroloji Derneği’nin 2019 tarihli Ulusal Böbrek Kayıt Sistemi verilerine göre ülkemizde son dönem böbrek hastası olup böbrek yerine koyma …

Aktif iş hayatı için tercih: Periton diyalizi
A+
A-
11.06.2021
ABONE OL

Türk Nefroloji Derneği’nin 2019 tarihli Ulusal Böbrek Kayıt Sistemi verilerine göre ülkemizde son dönem böbrek hastası olup böbrek yerine koyma tedavisi alan hasta sayısı yaklaşık 84.000’dir. Böbrek yerine koyma tedavileri; hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek naklidir. Ülkemizde bu tedaviler arasında periton diyalizi oranı ise yaklaşık yüzde 4 kadardır.

Kronik böbrek rahatsızlığına yol açan en önemli iki hastalığın diyabet ve hipertansiyon olduğu belirten Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ayça İnci “İyi kontrol edilmeyen diyabet ve hipertansiyon, böbreğin yapısını bozarak kronik böbrek hastalığına neden olmaktadır.

Bu nedenle diyabet ve hipertansiyonu olan hastaların böbrek hastalığı gelişimi açısından takibi çok önemlidir. Böbrek hastalığı gelişimi için diğer risk faktörleri ise; obezite, böbrek taşı öyküsü, kalp-damar hastalıkları, sigara içmek, ailede böbrek hastalığı öyküsü, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve tüm vücudu etkileyebilen romatizmal hastalıklardır” diye konuştu.

KİMLER PERİTON DİYALİZİ TEDAVİSİ GÖREBİLİR?

Kronik böbrek hastaları artık son evreye geldiklerinde böbrek yerine koyma tedavilerinin hastalara anlatılarak, hastanın tıbbi durumu, sosyal yaşantısı göz önüne alınarak hasta ile birlikte karar verildiğini ifade eden İnci, şöyle devam etti: “Böbrek nakli bu tedaviler arasında hastalarımız için en çok istediğimiz seçenektir. Ancak kadavradan nakil oranları halen çok düşük. Ülkemizde canlı vericisi olmayan bir hasta kadavra bekleme listesine alınarak, hemodiyaliz veya periton diyalizine başlamaktadır.

Periton diyalizi için ideal adaylar; zihinsel işlevleri korunmuş, görme yetisi yeterli, batın cerrahisi geçirmemiş, yaşadığı evde periton diyalizi için uygun ortamı olan hastalardır. Ancak günümüzde cerrahi tekniklerin gelişmesiyle beraber kateter koyulması sırasında yapılan müdahalelerle batın cerrahisi geçirmiş bir hastaya da periton diyalizi yapabilmektedir. Periton diyalizinin tercih edilmemesi gereken durumlar ise şöyledir; aktif inflamatuar bağırsak hastalığı, akut divertikülit, akut iskemik bağırsak hastalığı, karın içi apseler ve ciddi psikolojik hastalıkları olan hastalardır.”

Periton diyalizinin son dönem böbrek hastalarında etkin bir tedavi olmasının yanı sıra birçok avantajı olan bir yöntem olduğunun altını çizen İnci “Hemodiyaliz tedavisine göre periton diyalizi tedavisi; kendi tedavisinde söz sahibi olmak isteyen, daha özgür bir hayat sürmek isteyen, teknik olarak maliyeti ve zahmeti daha az, bir tedavi merkezine bağlı kalınmayan hastane kaynaklı enfeksiyon oranlarının düşük olduğu bir tedavi şeklidir” ifadelerini kullandı.

KİMLER BU YÖNTEMİ TERCİH EDİYOR?

Periton diyaliz hastalarında hemodiyaliz hastalarına göre nakledilen böbreğin daha erken dönemde çalışmaya başladığının gözlemlendiğini belirten İnci “Aynı zamanda kalan böbrek işlevleri yani idrar çıkışları daha uzun süre devam eden periton diyaliz hastaları için bu da nakil sonrasında bir avantajdır. Periton diyalizi yaşam kalitesini artırmak dışında hastanın hayata katılmasını sağlayan önemli bir tedavi yöntemidir. Aktif iş hayatına devam etmek isteyen hastalar çoğunlukla periton diyalizini tercih ediyor” diye konuştu.

Periton diyalizi hakkında doğru bilinen yanlışlar olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ayça İnci sözlerini şöyle sürdürdü: “Periton diyalizi; karın boşluğuna yerleştirilen ince yumuşak bir kateterle karın içine belirli miktarlarda solüsyonlar doldurularak karın zarı aracılığıyla yapılmaktadır.

Kullanılabilir bir karın zarı olan her hastada periton diyalizi yapılabilir. Periton diyalizinin tıbbi olarak yapılamayacağı durumlar aslında çok sınırlıdır. Ancak diyaliz öncesi dönemde eğitim almamış kronik böbrek hastalarında çoğunlukla periton diyalizi konusunda önyargı olabilmektedir. Kronik böbrek hastalarına son evreye gelmeden diyaliz öncesi dönemde böbrek yerine koyma tedavileri anlatılmalı ve birçok avantajı olan periton diyalizi tedavisinden hastalar mahrum bırakılmamalıdır.

Özellikle enfeksiyon konusunda tedirgin olan hastalarımıza hemodiyalize göre enfeksiyon riskinde bir artış olmadığını anlatmamız gerekmektedir. Evde uygulanan bir tedavi olan periton diyalizinde hastaya enfeksiyonları önlemek için hangi kurallara uyması gerektiği eğitim sürecinde detaylı olarak anlatılmaktadır ve hijyen kurallarına uydukları sürece bir sorun olmamaktadır.”

SGK PERİTON DİYALİZİ TEDAVİSİNİ KARŞILIYOR

Periton diyalizinde kateter yerleştirilmesi, sonrasında gerekli tıbbi ve sarf malzemelerin SGK tarafından karşılandığına ve hastalardan hiçbir aşamada ücret talep edilmediğine özellikle dikkat çeken İnci “Periton diyalizi tedavisi, seyahat etmesi gereken veya seyahat etmek isteyen hastalar için uygun bir tedavidir. Tüm ekipmanlar taşınabilir olduğu için hiçbir seyahat kısıtlaması yoktur, hastanın tek ihtiyacı gittiği yerde periton diyalizi işlemini yapabileceği uygun ortamın bulunmasıdır” diye konuştu.

PANDEMİ DÖNEMİNDE İLGİ ARTTI

İnci, periton diyalizi tedavisinin pandemi döneminde hastalara sağladığı avantajları ise şöyle sıraladı:

“Pandemide tüm dünyada slogan olan ‘Evde Kal’ sloganına en uygun tedavi periton diyalizidir. Periton diyaliz hastalarımız evde tedavilerine devam ettikleri için sosyal izolasyonları tam olarak sağlanabilmiştir. Kendi merkezimizde pandemide hasta sayısının arttığı dönemlerde hasta kontrolleri çoğu zaman teletıp yöntemiyle sağlanmış, klinik gereklilik halinde hastalar hastaneye çağırılmıştır. Son evre hastalarımızda pandemi sürecinde periton diyalizine ilgi bu nedenlerle artmıştır.”

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.